Atatürk dönemi eğitim siyaseti (Bölüm2)

       Osmanlı’nın çöküşünde en etkili unsurlardan birisi de eğitimin bozulmasıdır. Osmanlı da ne kadar okula gitmek son zamanlarda zorunlu olsa da bu...

       Osmanlı’nın çöküşünde en etkili unsurlardan birisi de eğitimin bozulmasıdır. Osmanlı da ne kadar okula gitmek son zamanlarda zorunlu olsa da bu zorunluluk komik bir şekilde sadece İstanbul’la sınırlı kalmıştır. Okuma yazma oranı düşük olan Osmanlı’da halk cehalet içindeydi. Halkın özellikle 1730larla 1830 arasında okuma yazma oranı yüzde 7 iken cumhuriyetin ilk yıllarında özellikle 1935lerde okuma yazma oranı yüzde yirmiye çıkmıştır. Bu büyük bir devrimdir. Bu devrimin gerçekleşmesine sebep olan en büyük etken Türk diline uygun olan Latin harflerinin kabulü olmuştur. Türk harfleri kabul edilir edilmez Atatürk hemen milli duygularla hareket ederek canından bile çok sevdiği yüce Türk milleti için hemen okuma yazma seferberliği başlatmıştır. Türk tarihinin en başarılı eğitim politikalarından biri olan harf inkılâbı yüce Türk milleti adına büyük bir hazine olarak verilmiştir. İşte bu durumda Atatürk Kur’an’ın da ilk emri olan Oku emrini bütün bir milletin uygulamasına vesile olmuştur. Bu yüzden Başkomutan Atatürk’e her anımızda dua etmemiz gerekmektedir.

    Eğitimde ilerleme doğal olarak Milli eğitim Bakanlığının da kurulmasına yol açacak ve hatta yüce Atatürk bir cümlesinde şöyle diyecektir:  Millî Eğitim Bakanı olarak millî kültürü yükseltmeye çalışmak, en büyük emelimdir.

    Harf inkılabının gerçekleşmesiyle büyük bir devrim yaşayan Türk eğitim sistemi çağdaş seviyelere ulaşma yolunda da önemli bir adıma imza atmıştır. Yüce Atatürk Latin harflerine ya da Avrupa’dan aldığımız yenilikler hakkında kimsenin aklında bir şüphe kalmasın diye şunları söylemektedir: Biz, batı medeniyetini bir taklitçilik yapalım diye almıyoruz. Onda iyi olarak gördüklerimizi, kendi bünyemize uygun bulduğumuz için, dünya medeniyet seviyesi içinde benimsiyoruz.

    Atatürk yine yazıyla ilgili yaptığı bir açıklama şunları dile getirecek ve harf devriminin Atatürk dönemi eğitim politikasında ne denli önemli olduğunu göstermektedir:

    Atatürk tarafından yazdırılmış bir nottan:

Yazı: Bunda insan zekâsının inkâr kabul etmez gerçeğini görmemek mümkün değildir. Yazı, bu Türk kelimesi şu anlamı işaret eder: Her şey, özellikle bir şey! O da, insan zekâsının, düşüncesinin, kafasındaki geniş parlaklığın, o zekâ parlaklığının bütün buluş ve görüşlerinin, yapışlarının ifadesine yarayan bir şeydir. Şimdi dünya âlimleri yazıdan bahsettikleri zaman bununla Gerek, Lâtin, Finike ve benzerleri harflerini ve bunlarla yazılmış olan çok eski eserleri kastederler. Bu kasıt şüphesiz doğrudur; ancak, sayılan türlü isimlerden evvel, isimli veya isimsiz yazılar yok mudur? Sümer’in, Hatti’nin, Mısır’ın, onlardan daha çok eski bugün bilinen ve görülen Uygur’un, Maya’nın yazıları, tarihsel diye kaleleştirilen tarih çerçevesi dışında bırakabilir mi?  Bu yazılarla Orhon yazıları, dar kafalı tarihçilerin yaratmaya çalıştıkları yüksek kale bedenlerini onların kafalarına yıkmak için birer kale ve ayakta duran pek canlı kuvvet ve kudret ifade eden birer yazı abideleri değil midir?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Şahin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manisa Hür Işık Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manisa Hür Işık Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Manisa Hür Işık Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manisa Hür Işık Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.