YENİ YIL DÜŞÜNCELERİ

Bin dokuzyüz yetmiş yedinin son günüydü. Saat 24’de yaklaşıyordu. Mesleğe başlayalı ondokuz gün olmuştu. İlk görev yerim olan Muş’un o meşhur yokuşlu...

Bin dokuzyüz yetmiş yedinin son günüydü. Saat 24’de yaklaşıyordu. Mesleğe başlayalı ondokuz gün olmuştu. İlk görev yerim olan Muş’un o meşhur yokuşlu ana caddesinde yürüyorduk. Arkadaşlarla birlikte bol oksijenli kar havasını soluyorduk. Her nefes alışta içimize hasret çekiyoruz, her nefes verişte buharla birlikte hasret soluyoruz. Anne- baba hasreti, sevgili hasreti… Telefonun, faksın, mesajın, mail’in olmadığı o zamanlarda, bir mektubun değerini yaşı kırkın altında olanlar bilmez. Bir mektubun kıymetini siz biliyor musunuz?

            Sılada bir mektup içimi ısıtıyor!

            Siz hiç sabahın bir vaktinde eline tutuşturulan mektubun sevincini, hasretinizle yoğurup; gözlerinizden akıttınız mı?

            Gecenin tam ortası, fırında mis gibi ekmek kokusu geliyor. Mersinli Hasan, Kilisli Ömer, Dikilili Cemil… Birer ekmek alıyoruz. Birer somunluk yemek… Tam ortasından koparıyoruz… Yine hasret, yine hasret… Bin dokuzyüz yetmiş sekize merhaba diyoruz. Bir tek ellerimiz üşüyor… Kar taneleri, saçlarıma konuyor. Erkekler ağlamaz diyorlarsa da siz inanmayın… Ben ağlıyorum.

            “Anne bir çay yap, ne kadar sıcak olsa da kar taneleri boğazıma düğümleniyor… Sıcak bir çay yap… Seni çok özledim… Geliyorum…”

            Annem mutlaka çay yapmıştır. Gecenin bir yarısı… uykusuz saatlerin  ortasında Muş türküsü gönülleri yakıyor…

            “Alo Yemendir, gülü çemendir…”

            O gece kaç saat gezdik Muş yollarında bilmiyorum. Yeni bir yıla kavuşmanın heyecanı var mıydı içimizde bilmiyorum. Annem de beni düşünüyor mu? Bilmiyorum…

            Birden gözlerime pamuk gibi yığılmış kar taneleri takılıyor. Kardelen’im ne yapıyor acaba? Gözlerin buğulanıyor. İncecik,  nazik ve kibar Kardelen’im üşüyor mu? Bilmiyorum…

            Ellerimi açıyorum; kar taneleri avuçlarıma birikiyor… Yüzüme sürüyorum; ısınıyorum…Rabb’ime şükrediyorum.

            Bunca zorluklara katlanmanın adına ben “ideal” diyorum. Bir başkası “ülkü” der, bir başkası “hizmet”… Siz ne dersiniz deyin; bu ülkenin  kalkınması için o günler yapılan  hizmetleri unuttuk değil mi?

            ***

            Bin dokuzyüz atmış ikinin ilk günleri  Rahmetli Babam’ın tayini Eşme’nin Eşmetaş  Köyü’nden Manisa’nın Recepli Köyüne çıkmıştı. Yunt Dağları’nın zirvesindeki bu köye ulaşmak için yirmi kilometre  kadar araç ile Dübekalan Köyü’ne ulaşıyoruz. Babam, annem, kardeşim ve ben… Şoför  “buraya kadar” diyor. Dübekalan köylüleri bizi misafir ediyor. Sonra iki tane deve kiralıyoruz. Hem yüklerimiz hem kendimiz deve sırtında Yunt Dağlarının zirvesine ulaşıyoruz.

            Yol yok, su yok, elektrik yok, köyde bakkal dahil hiçbir esnaf yok! Ama insanlık var, misafirperverlik var, güzellik var

            Hani şairin dediği gibi:

            “Eskiden tezek kokardı, bundan iyiydi”

            Sahi teknoloji bizim insanlığımızı alıp gitti mi ya da birileri bize  insanlığımıza karşılık teknoloji mi verdi…

            Eskiden sevinmesini bilirdik.

            Eskiden mutlu olmasını bilirdik.

            Eskiden sözümüz vardı senet yerine…

            *

            Yeni yıla girerken geçmişin güzel günleri  bir film şeridi gibi gözümün önünden geçip gitti. Ardıma bakıyorum; yolların ucunda güzellikleri görüyorum.

            Elimde şiirlerimden başka hiçbir şey kalmadı. Anadolu’mun dört bir köşesinde yazdığım şiirler bana arkadaş oluyor. İyi ki şiir var.

            İyi ki şiir var! Şiirin güzelliği içinde günlerim mutlu ve huzurlu geçiyor

            *

            İkibin yirmidört yılının ilk günlerinde, dünyanın dört bir yanında kin, nefret, savaş,intikam gibi olumsuz düşüncelerin yoğun bir şekilde yer aldığını biliyoruz.

            Çocuklar acımasızca öldürülüyor da insanlık sessiz!

            Olumsuzlukların yok olması için insanın yüreğine sevgi dolması gerekiyor. Dünyayı sevgi kurtaracaktır. Bunu çok kereler bir çok kişiler söyledi.

            Yeni bir yıla girdiğimiz şu günlerde 2024 yılının sevgi yılının olmasını istiyorum

            Sevgiler karşılıklı olmalı.

            “Sevgi karşılıklı olduğu zaman güzeldir”  biliyor ve inanıyorum!

            Bu duygularla geçmişe olan özlemimizi gelecekte sevgi ile giderelim.

            Sevgiden dağlar, tepeler oluşturalım çocuklarımıza sevgi adına güzellikler verelim.

            Ayrım yapmadan ve artniyetsiz…

             

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gündüz Aydın - Mesaj Gönder

# manisa

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manisa Hür Işık Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manisa Hür Işık Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Manisa Hür Işık Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manisa Hür Işık Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.