Tatlı Dedikodusu

Geleneksel lezzetlerimize çok daha fazla ilgi duyduğumuz bir dönemdeyiz… Ramazan ayında özellikle geleneksel tatlılarımıza karşı olan merak ve sevgimi...

Geleneksel lezzetlerimize çok daha fazla ilgi duyduğumuz bir dönemdeyiz… Ramazan ayında özellikle geleneksel tatlılarımıza karşı olan merak ve sevgimiz daha da bir artıyor sanki. Öyle bir şey ki, güllaç dediğimiz tatlıyı 11 ay unutup da senede bir kere hatırlamak ve yemek çok tuhaf değil mi sizce de? Ben güllacın yerinde olsam kırılırdım, “Yılda bir kez mi akla geliyorum yani?” diye afra tafra yapsa bence haklı… Baklava ve şerbetli tatlılar da daha bir popüler hale geliyor fakat güllaç kadar unutulmuyor en azından… Neyse minik bir geleneksel tatlı dedikodusundan sonra asıl yazımıza geçebiliriz!

Geleneksel tatlılarımız, bizi biz yapan ve benimsediğimiz tatlardır aslında. Yani yemiş olmak için değil, sadece şekerli bir şey yemiş olmak için de değil. “Baklava” yemek… ayrı bir istek,mutluluk ve kültürdür. Günümüzde artık sayısız çeşitte şerbetli tatlı ve farklı tatlı çeşitleri olsa da bence açık ara önde iki tane geleneksel tatlımız var. Biri baklava diğeri ise güllaç… Birini bile bir adım öne geçiremem. Ramazan ayının gözbebekleri diyebiliriz… Peki gelelim dikkatimi çeken üretimlere. Güllaç üretiminden başlayacak olursak, en hoşuma giden üretim 100 gramlık güllaç paketleri. 400 gramlık güllaç yaprakları bana çok büyük ve fazla geliyordu, son yıllarda 100 gramlık minik güllaç üretimi ilgiyle karşılandı. Bence daha kolay ve sıklıkla ulaşabilmeliyiz, gözlemlediğim kadarıyla hemen tükeniyor ve seviliyor. Bu arada en çok çileği yakıştırıyorum güllaca… Baklava üretiminde ise Gaziantep der susarım. Değerli baklava üreticilerimiz hem geleneksel tadımızı koruyor hem de günümüz koşullarına uyum sağlayarak farklı yeniliklerle karşımıza çıkıyorlar. Hem de yıllardır…  Benim tercihim hep yeşil baklava üretimlerinden yana yani Antep fıstığı yeşili diye bir yeşil var biliyorsunuz ki… Bu arada son günlerde “Tekli Baklava” üretimi de pek popüler oldu. Hediyelik veya ağza tek lokma atımlık baklava üretimlerini de görebilirsiniz. Ben henüz denemedim fakat çantamdaki kuru üzüm ve fıstık kabının yerini tekli baklava alırsa olanlar olur söyleyeyim…

Şaka bir yana şu tatlı muhabbetlerini, şerbetlileri, yemeyi, içmeyi gerçekten seviyoruz. Geleneksel tatlarımıza sahip çıkmak, bu tatları gelecek nesillere aktarmak gerçekten fazlasıyla özel. Mesela nedendir bilmem gençlerin güllaca fazla ilgisi yok, “Sütlü peçete.” diyenleri dahi duydum. Yıllar geçince insan daha da bir farkına varılıyor tatların. Yaş ilerledikçe damak tadın da mı değişiyor bilmem… Değişmeyen tek şey bu geleneksel tatlarımız. Her zaman, nesillerce sahip çıkabilmek dileğiyle.

Sağlıkla Kalın!

Not: “Canınızı çektirdiysem yazının üstüne bir baklava iyi gider.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nermin Özge Çağlar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manisa Hür Işık Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manisa Hür Işık Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Manisa Hür Işık Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manisa Hür Işık Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.