“AĞLAYANI ŞÖYLE DURSUN, GÜLENİ DE HUZURSUZ…”

“Ağlayanı şöyle dursun, güleni de huzursuz” denecek türden bir ruh haline sahip günümüz dünya insanı. Eşitsizliklerin, adaletsizliklerin hüküm sürdüğü...

“Ağlayanı şöyle dursun, güleni de huzursuz” denecek türden bir ruh haline sahip günümüz dünya insanı. Eşitsizliklerin, adaletsizliklerin hüküm sürdüğü garip bir dünya...

Yarına ilişkin kaygıların zirve yaptığı bir dünya...

O nedenle yarına ilişkin korku dağları sarmış…

Günümüzde hemen hemen herkes asıl mutluluğun yeme-içme, gezme, eğlence vb. bedeni zevklerde olduğu düşüncesindedir. Ancak hiç kimse oturup asıl veya gerçek mutluluğun ne olduğunu sorgulamamaktadır.

Fârâbî’ye göre mutluluk; “insan ruhunun varlık bakımından güç alacağı bir maddeye ihtiyaç duymadığı bir mükemmellik derecesine ulaşmasıdır”.

Gerek Türkiye’de gerekse dünya genelinde antidepresan ilaç kullanımının milyonlarca kutu üzerinden ifade edilmesi mutsuzluğun en basit bir göstergesi sayılabilir. Çok sayıda insan, gelecek endişesi nedeniyle bugünü uyuşturularak yaşıyor.

Bu sayede yarını unutuyor ama bugün de elden uçup gidiyor. Dün zaten yok sayıldığından ortaya zaman mefhumundan mahrum tam takır bir kişilik oluşuyor.

Nereden geldiğini, nereye gittiğini, ne olduğunu bilmeyen, daha fenası bilme ihtiyacı gereğini duymayan “his yok, acı yok, leş mi kesildin” dedirten bir kişilik ve bunun ortaya çıkardığı uyuşmuş bir toplum...

Giyim kuşamından yeme alışkanlıklarına, dinlediği müzikten izlediği filmlere kadar aynı kalıba sokulmak istenen ve etki altına alınan zihinler nasıl tanımlanacak? Kimliksizleştirilmeye ve şablona dönüştürülmeye çalışılan bir dünya insanı var karşımızda.

Onun için deniliyor ki, bugün insanlık, kimliksizleşme tehdidiyle karşı karşıya bırakılıyor. Ne kadar kendi vatanında yaşasa bile zihinleri ve gönülleri işgal edilmiş kitlelerin uyandırılmaya, sarsılmaya ihtiyacı var!

Necip Fazıl Kısakürek’in işaret ettiği gibi:

“Hayatımızın yarısını uyuyarak geçiriyoruz, diğer yarısını da uyutularak...”

Başına gelenin ne olduğunun farkına bile varamayan ve kendini gerçekten özgür zanneden insanlığa “nereye bu gidiş” gerçeğini haykıracak sözün yükseltilmesine ihtiyaç var.

1400 yıl önce yıkılan köle düzeninin bugün makyaj yapılarak yeniden sahnelenmesine dur! diyecek bir nesle ihtiyaç var.

Allahım! Bize basiret ve feraset ver, şuur ver.  Bizi zaaflarının, hırslarının peşinden giden bir nefisle imtihan etme.

Ey merhametli, en merhametli! İbrahim’in milletinden, Efendimizin ümmetinden ayırma bizi!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zekeriya Yıldız - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Manisa Hür Işık Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Manisa Hür Işık Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Manisa Hür Işık Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Manisa Hür Işık Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.